1988 yılının bir Cuma günü Fizik Öğretmeni Gülsüm Coşkun Hanım Lise öğrencisi Yavuz Küçükateş’e, Türkiye genelinde düzenlenen ve TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen liseler arası proje yarışmasına katılması konusunda telkinde bulundu. Okul çıkışında Yavuz, ikiz kardeşi Selim’e “Bu, on yıldır kâğıt üzerinde çizdiğimiz röleli (elektrik ile çalışan elektrik kontağı) mantık devrelerinin gerçek manada uygulanması adına ciddi bir fırsattır” dedi. Kardeşler, okul yolunda eve varıncaya kadar ne yapabileceklerini değerlendirmiş ve içerisinde entegre devre elemanı olmadan sadece röleler yardımı ile çalışan daha sonraları “konuşan dijital saat” adını verdikleri dijital hesap birimini tasarlamaya karar vermişlerdi.

İki kardeş, bir hafta zarfında tümleşik devre planlarının büyük kısmı bitirmiş ve tüm devreler arasındaki haberleşme protokollerini tespit etmişlerdi. Her bir tüm devrenin dış dünya ile olan protokolü ve iç hesaplamalarına dair yapısı gereği kendine has algoritmaların devre çizimleri çalıştıkları odanın tabanını kaplamıştı. Dördüncü hafta sonunda tüm tasarımı iç içe sarılı rulolar halinde fizik öğretmenine teslim ettiklerinde oldukça heyecanlıydılar.

TÜBİTAK’tan gelen yazıda; Kocaeli içindeki okullar arasından bu çalışmanın seçildiği, projenin çalışır bir numunesinin Ankara’da yapılacak olan ikinci elemede olması gerektiği söyleniyordu. İki röleyi yan yana göremedikleri o günün ekonomik şartlarında yüzlerce röleyi nasıl temin edecekleri derdi sevinçlerini gölgede bırakmıştı. Fakat her an arkalarında bir gölge gibi duran babaları, konudan haberdar olunca; neredeyse üç maaşına denk gelen parayı röleli mantık devrelerinin en kapsamlı olanı için verdi.

İkizler, geceleri çok az uyuyarak yaz tatiline girmeden yüzlerce röleyi çizimlere sadık kalarak birbiri ile ilişkilendirip projeyi bitirdiklerinde saat, dışardan ayar edilebiliyor, dijital göstergelerinden o anki zamanı gösterebiliyor ve yine istendiğinde basılan bir tuş sonrasında saati ve dakikayı söyleyebiliyordu. Saat, gösterge ile kayıtlı bant arasındaki eş güdümü sağlamak amacı ile tüm devreler arasında sürekli haberleşme yaparken ayar veya okuma konumuna getirildiğinde ara kesme protokolleri vasıtası ile hiçbir karışıklığa sebebiyet vermeden mükemmel bir şekilde işliyordu.

Kâğıda dökülmüş hayallerin uygulamasının kusursuz bir şekilde çalıştığını görmek Yavuz ve Selim kardeşlere, donanımsal mantık devrelerinin en uç noktası olarak düşündükleri programlanabilir donanımsal işlemciyi tasarlayıp hayata geçirme hususunda büyük cesaret verdi. 1989 yılı içerisinde başlayıp aylarca uğraştıktan sonra binlerce röleden oluşan dört bit veri yollu, mantıksal işlemler haricinde toplama çıkarma yapabilen bir elin parmakları kadar kod ile çalışan programlanabilir merkezi işlem birimi tasarlanmıştı. Günümüz bilgisayarlarının beyni hükmümdeki bu tasarımın çizimleri bir araya getirildiğinde onlarca metrekare yer kaplayabiliyordu. Röle maliyetinin fazlalığı nedeniyle bu tasarımın uygulaması yapılamadı. Fakat bu çalışma, röleler yerine daha ucuza temin edebilen transistörler (yarı iletken elektronik anahtarlar) ile çalışmaya başlamaya vesile oldu. Sonuçta anahtarlama yapabilen her şey mantıksal devreler kurmak için kullanabilen kapıları teşkil edebiliyordu.

1993 yılı itibarı ile küçük kardeş Serhat’ın mesleği gereği ticaret gemilerinde göreve başlaması ile gemilere ayak basan ikizlere, yıllardır merak ettikleri birçok sistemi yakından görme fırsatı doğdu. Her türlü elektronik, mekanik, hidrolik, fludik, elektromekanik sistemler hakkındaki bilgilerini hızlı bir şekilde pekiştirip artırmalarına vesile oldu. Öyle ki, bu sürecin ilk başlarında dahi birçok firmanın altından çıkamayıp bıraktığı arızalar, bilgiden başka hiçbir maddi karşılık beklemeden giderilip çalışır hale getirilebiliyordu.

Kişisel amatör çalışmaları profesyonel hale getirmek adına 1994 yılı içinde Ar-Ge projelerimizin olmazsa olmazı haline gelen talaşlı imalat, plastik ve sac kalıplama tekniği hakkında hızlı bilgi sahibi olmak için İstanbul konuşlu ODES A.Ş. ile muvakkat iş birliği ortaklığı yapılmıştır. Talaşlı imalat makinaları satın alınıp ilk beş yıl elektrikli ev aletleri için şalter, termostat, kablo bağlama kroşeleri, kitap rafları gibi birçok ürünün tasarım ve imalatları gerçekleştirilmiştir.

1997-1998 yılları arasında on iki ay süren tersine mühendislik çalışmalar neticesinde uçaklar, gemiler ve denizaltıların uydu, harita ve manyetik alan verilerinden bağımsız, dünya üzerinde nasıl konum bulduklarına dair bir çalışma yapılmıştır. İncelenen sistemin elektromekanik, elektronik ve kinematik bütün detayları çizilmiş nihayetinde matematik algoritmaları geriye kazanılıp yer bulma işlemini nasıl gerçekleştirdiği konusunda ciddi ölçüde bilgi sahibi olunmuştur.

1999 Gölcük depreminde firma çalışanları ile deprem arama kurtarma faaliyetleri yapıldığı için çalışmalara bir süre ara verilmiştir.

Günümüze dek uzanan bu süreçte CAD, CAM ve CNC takım tezgâhları ile derinlemesine bağlar kurulmuş, parça üretme adına makina ve programlardan en iyi şekilde faydalanmanın birçok yolu tecrübelerimize eklendiği gibi İzmit sanayi sitesindeki talaşlı imalat yapan firmalar için yüzün üzerinde tezgâh operatörü ve tasarımcı yetiştirilip sanayiye faydalı hale getirilmiştir.

2000-2006 yılları arasında Tuzla piyade okulu muharebe laboratuvarı başkanı P. Alb. Hasan Dağlı Beyin yapmış olduğu çalışmalar temel alınıp HK33 piyade tüfeği için Yavuz ve Selim Küçükateş kardeşler ile Öner Özyılmaz tarafından plastik şarjör geliştirilmiştir.

O yıllarda TSK’nın envanterine yeni eklenen HK33 piyade tüfeklerinde kullanılan metalden mamul şarjörler kullanılmakta idi. Muharebe sahasında metal şarjörlerde sık rastlanan takılma, tutukluk gibi sorunlar, şarjör gövdesinin darbe sonrası eğilme ve bükülmelerini esnemeler mertebesine indirgeyecek mukavim plastik bir malzeme kullanımı ile aşılmıştır. HK33 piyade tüfeğini, 1964 yılında tasarlayan Heckler Koch firmasının lisansı altında Türkiye’de üreten kurum ile yapılan görüşmelerde şarjörün girdiği silah üzerindeki yuvada lisans anlaşmaları gereği hiçbir değişiklik yapılamayacağı hususu dile getirilmiştir. Bu durumda ince cidarlı metal şarjöre uygun olan mevcut yapıya kalın cidarlı olması gereken plastik bir şarjörün uydurulması zorluğu doğmuştur. Bu meyanda silahı yerli olarak üreten firma tasarımcı Heckler Koch firması ile plastik şarjör üretimi konusunda görüşmeler yapmıştır. Tasarımcı firma; 0.6mm kalınlıkta çelik saca uygun ölçülendirilen şarjör yuvasının plastik bir malzeme için uygun olmayacağı, plastiğin yapısı gereği kalın olması gereken dış cidarlarının bu yuvaya giremeyeceği konusunda olumsuz bir rapor göndermiştir.

Hal böyle olmasına rağmen Ar-Ge mühendisleri, kısa sayılabilecek bir dönemde hatasız bir plastik şarjörün çalışır ilk numunesini tasarlayıp yapmayı başarmış ve bunu takip eden birkaç yılı kapsayan test süreci sonunda, TSK mamulü başarılı bulup envanterine almıştır. Böylece, korozyon sorunu olmayan, içerisindeki mermi miktarı kullanıcısı tarafından görülebilen, birbirine eklenebilir, ateş ederken silahın tutukluk yapmasını engelleyen, darbelere son derece dayanıklı, silah ile aynı ömürde kullanılabilen, seri üretimi kolay plastik şarjörlerin askeri anlamda tasarım ve uygulaması konusu Türkiye’de ilk defa yapılmıştır.

2001-2004 yılları arasında delikli kart sistemi ile çalışan Plauener tip mekanik brode makinalarında kullanılacak bir CNC kontrol birimi Atak Brode’nin sahibi Yusuf Atak ile ortak olarak tasarlanmıştır. Sistemi oluşturan elektronik ve mekanik yapının tamamen yerine özgü tasarlanışı, benzeri işi yapan İsviçre firmasının mamulünü maliyet ve kalite olarak geride bırakmıştır. Firma, Türkiye satışlarını durdurduğu gibi bünyesindeki mekanik, elektronik ve yazılım mühendislerini sistemimizi incelemek üzere Türkiye’ye göndermiş ve her ay belirli bir miktar ürünümüzü alıp Avrupa ve Asya’daki makinalarına takmak için tarafımızla anlaşma yapmıştır.

2004  yılı itibarı ile birçok kişi ve firma ile yapılan kısmi ortaklıklardan sonra parasal kaygılardan uzak özgürce ve gerçek manada Ar-Ge yapabilmek adına Turkuaz Elektromekanik Sistemler San. Tic. Ltd. Şirketi kuruldu. Aynı yıl içinde elim bir trafik kazasında İLAHİ takdir neticesi kaybettiğimiz rahmetli Yavuz’un oluşturduğu boşluk, bizleri ciddi bir fetret dönemine sokmuştur. Bu dönemde şirketimiz ar-ge maksatlı donattığı makina parkını, Kocaeli konuşlu firmaların imalatını yurt dışında gerçekleştirebildikleri elzem parçalarını üretmeye kullanmıştır.

2007 yılı içinde Kpt. İbrahim Mert ve Kpt. Engin Menteş Bey ile ortak olunup Akbaşoğlu Denizcilik Gurubu bünyesindeki bir ticaret gemisini şirketi ile beraber satın alınca gemicilik ile olan alakamız farklı bir boyuta girmiş ve aradan geçen birkaç yıl içerisinde kendi içinde büyüyüp uluslararası sularda şimdilerde üç gemi ile ayrı bir şirket olarak faaliyetlerine devam etmektedir.

Ar-Ge adına zayıf geçen verimsiz birkaç yıldan sonra Volkan Yıldız ve Mehmet Bayraktutar’ın şirketimize dâhil olmasından sonra ar-ge maksatlı çalışmalarımıza kaldığımız yerden yeniden ve hızla başlamış olduk.

2009  yılı içinde değişken debili melez su türbininin hesaplama ve tasarım işlemleri bitirilip üretilebilecek hale getirilmiştir. Türbinin konuşlandırılacağı boru hattı ve türbin mahalli otuz yılda bir gelen afet ile perişan olunca yüklenici firma yatırımı yarıda durdurma kararı almıştır.

2010   yılı içinde Sarsılmaz silah sanayinin yeni ürettiği plastik gövdeli ST9 silahı için dünyada ilk tamamen plastikten mamul bir tabanca şarjörü tasarlanmıştır. Hayalet silah olarak bilinen Glock’un plastik şarjörünün ağız kısmında mukavemet sorunları sebebi ile çelik malzeme insertleri bulunmaktadır. Turkuaz Elektromekanik’in Sarsılmaz adına geliştirdiği plastik şarjör yüz bin atış testini ST9 silahı ile tümleşik olarak başarı ile tamamlamıştır.

2011 yılı itibarı ile T.C. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının isteği üzerine envanterlerindeki muhtelif çaplardaki top mermilerinin ucundaki hassas elektronik tapayı sökmek için bilgisayar kontrollü elektro hidro mekanik tapa sökme takma makinasının tasarım ve imalatı gerçekleştirilmiştir. Makina hali hazırda Çuhane mühimmat bakım ve depolama merkezinde çalışmaktadır.

2011-2015      yılları arasında, 24 m. uzunluğunda 752 adet iğneye sahip brode makinası tamamen şirket bünyesindeki Ar-Ge’de geliştirilip tasarlanmış ve 10m’lik çalışır bir numunesi imal edilmiştir. Brode makinaları Türk tekstil sektörünün vazgeçilmez ihtiyacı olup İsviçre’li iki firma tarafından üretilmektedir. TÜBİTAK arge destekli olarak başlayıp bitirdiğimiz makina, Proje hakemi Prof. Dr. Ali Kireççi Bey tarafından izlenmiş ve tam not alıp Türkiye’nin ilk yerli brode makinası olma özelliğini kazanmıştır. 2015 yılı içerisinde yapılan yeni Ar-Ge faaliyetleri ile makinanın seri üretim mantığına uygun ticari modeli üzerinde çalışılmaktadır. 150 yıldır brode makinası üreten İsviçre’li firma dünyada ilk defa bizim tarafımızdan geliştirilen lineer kızaklama yöntemlerini benimsemiş ve bu tekniği patent problemini aşıp birbirine yakın mekanizmalar kullanarak kendi makinalarında uygulamaya başlamıştır.

Son yıllarda yurt içi ve yurt dışında araç lastiği üretimi yapan birçok marka lastik kalıplarını yaptırmak için Türkiye’ye yönelmiştir. Lastik kalıp sanayicisi artan talebe cevap verebilmek için Almanya menşeli özel maksatlı CNC makina üreten firmadan çok miktarda lastik deseni işleme makinası almaya başlamıştır. Bazı sanayiciler, ellerinde bu makinadan beş altı adet olduğu halde yeni makina siparişleri verir hale gelmişlerdir. CNC Router üretimi yapan Kesit Makina ile lastik kalıplarına desen işleme makinası (LKM) tasarım ve imalatı hususunda ortaklık yapılmıştır. Birlikte çalışmanın ardından bir yılı aşkın süre içinde makinanın çalışır bir numunesi tasarlanıp üretilmiş ve ALLAH cc nün izniyle yakın bir gelecekte kesme denemelerine geçilecektir.